Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) ihraç edilen 5 teğmene kesilen yüklü tazminat, kamuoyunda tartışmalara neden oldu. Kılıçlı Yemin Töreni’nde “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” ifadelerini kullanan ve bu nedenle TSK ile yolları ayrılan genç subaylara, her biri için 450 ila 500 bin lira arasında değişen tazminatlar çıkarıldığı ortaya çıktı. Hesaplamalar ise öğretim, eğitim ve kurs giderlerinin yanı sıra harcırahların da eklenmesiyle yapıldı.
Gazeteci Müyesser Yıldız’ın 12 Punto’daki köşe yazısında gündeme taşıdığı bu gelişme, Türk kamuoyunda geniş yankı buldu. Yıldız, 5 teğmen hakkında 27 Şubat itibarıyla yapılan hesaplamalar neticesinde ortaya çıkan tazminatların, eğitim süreci boyunca yapılan harcamaların karşılığı olarak belirlendiğini ifade etti. Özellikle atış ve paraşüt kurslarının maliyetleri dolar kuru üzerinden hesaplanırken, 2023 yılı için 26 TL, 2024 yılı içinse 36 TL’lik dolar kuru esas alındı. Bu da ortaya çıkan meblağları daha da artırdı.
İHRAÇ İŞLEMİNE DAVA AÇILDI, TAZMİNATA İTİRAZ EDİLDİ
İhraç edilen teğmenlerin hukuki süreç başlattığı da bildirildi. Haksız yere ordudan atıldıklarını savunan genç subaylar, işlemlerin iptali için dava açarken, tazminatların ödenmesinin durdurulması yönünde de mahkemeye başvurdu. Süreçte hem idari hem de mali anlamda genç subaylar açısından ciddi bir mücadele veriliyor.
CHP LİDERİ ÖZEL’DEN DESTEK: “BORÇ BİZİM BORCUMUZDUR”
Konuyla ilgili en dikkat çekici siyasi çıkış ise Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’den geldi. 4 Şubat 2025’te gerçekleştirilen Meclis Grup Toplantısı’nda konuşan Özel, yalnızca bu 5 teğmen değil, Tuzla Piyade Okulu’ndan atılan diğer subay adayları için de CHP Grubu olarak devreye gireceklerini belirtti. Özel, teğmenlerin devlete ödemesi istenen tazminatları kendi maaşlarından yapacakları kesintilerle karşılayacaklarını duyurarak, “Teğmenin yediği ekmek de, yaktığı kurşun da… Borç bizim borcumuzdur” ifadelerini kullandı.
Bu açıklama, sosyal medyada geniş yankı bulurken, muhalefetin genç subaylara sahip çıkma iradesi hem siyasetin hem de toplumun çeşitli kesimlerinde olumlu karşılandı.
SİYASİ VE HUKUKİ BOYUT DERİNLEŞİYOR
Olay, sadece maddi değil, aynı zamanda siyasi ve ideolojik bir boyut da kazanmış durumda. Subay adaylarının Atatürk’e bağlılık vurgusuyla yaptığı yemin sonrasında yaşanan bu gelişme, birçok kesim tarafından “ifade özgürlüğü ve anayasal değerler” bağlamında ele alınıyor. Konuya dair hem yargı sürecinin hem de siyasi tartışmaların önümüzdeki günlerde daha da alevleneceği tahmin ediliyor.