Türkiye’nin gündemine oturan boykot çağrıları, hükümetin üst düzey isimlerini harekete geçirirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aylar önce yaptığı benzer bir boykot çağrısı yeniden gündeme taşındı. 2 Nisan 2025’te üniversite öğrencileri tarafından yapılan “tüketim boykotu” çağrısı kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, hükümet cephesinden gelen sert açıklamalarla yeni bir siyasi tartışmanın kapısı aralandı.
Boykot çağrısı sonrası özellikle sosyal medyada hızla yayılan tepkiler, siyasetin merkezine oturdu. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, boykot çağrısını “darbe girişimi” olarak nitelendirdi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise “Türkiye’nin üretim gücüne ve ticaret ahlakına zarar veremezler” diyerek çağrıyı reddetti. Ancak kamuoyunun dikkat çektiği bir nokta, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce vatandaşlara yaptığı boykot çağrılarının bu süreçte hatırlanmaması ya da görmezden gelinmesiydi.
ERDOĞAN 4 OCAK’TA BOYKOTU DESTEKLEMİŞTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 4 Ocak 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, özellikle fahiş fiyat artışlarına karşı vatandaşlara seslenerek boykotun en etkili yöntemlerden biri olduğunu dile getirmişti. Erdoğan, “Bu konuda en etkili yöntem milletimizin fahiş fiyat artışı yapan ürün ve hizmetleri boykot etmeleridir. Satılmayan, alıcısı olmayan ürünün bir önemi kalmayacaktır” sözleriyle kamuoyuna çağrıda bulunmuştu. Bu açıklama, dönemin gazete manşetlerine taşınmış, televizyon programlarında tartışma konusu olmuştu.
Erdoğan, aynı çağrıyı 6 Ocak’ta yapılan Kabine toplantısının ardından da tekrarlamış ve “Pahalı ürün satanları dize getirecek en etkili yöntemlerden biri boykottur. Vatandaş olarak fırsatçılık yapanlara karşı en büyük kozumuz satın almama özgürlüğümüzdür” ifadelerini kullanmıştı.
HÜKÜMETTEN ÇELİŞKİLİ MESAJLAR
Özellikle sosyal medyada geniş yer bulan tepkilerde, hükümetin bu iki farklı durum karşısında verdiği mesajlardaki çelişki dikkat çekti. Bir yandan vatandaşların ekonomik sebeplerle boykot hakkını kullandığı durumlarda bunu teşvik eden iktidar, diğer yandan siyasi tepkiler içeren boykot çağrılarını “darbe” ya da “provokasyon” olarak nitelendirerek sert açıklamalar yapıyor.
Söz konusu çağrının siyasi boyutunun olması nedeniyle hükümetin tutumunun farklılaştığı ifade edilse de, kamuoyunda oluşan algı, Erdoğan’ın geçmişte yaptığı boykot çağrısıyla mevcut duruş arasındaki tutarsızlığı ön plana çıkardı.
ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNDEN ‘2 NİSAN BOYKOTU’
2 Nisan’da üniversite öğrencileri tarafından başlatılan ve “tüketim yapmama” temelli yürütülen boykot çağrısı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması sonrası kitleselleşen tepkilerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Boykot kapsamında, alışveriş yapılmaması, zincir marketlerin ve e-ticaret sitelerinin kullanılmaması gibi adımlar önerildi.
Bu çağrı sonrası Başsavcılık soruşturma başlattı. Aynı gün birçok bakan ve AKP’li siyasetçi sosyal medya üzerinden açıklamalarda bulundu. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın boykotu “sisteme karşı bir kalkışma” olarak değerlendirmesi ise tepkileri daha da artırdı.
ÇİFTE STANDART TARTIŞMASI BÜYÜYOR
Ekonomi uzmanları ve hukukçular, hükümetin bu tür toplumsal tepkilere karşı verdiği yanıtların demokratik haklar bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Sosyal medyada ve haber platformlarında yorum yapan vatandaşlar ise, hükümetin geçmişte kendisinin teşvik ettiği boykot yaklaşımına şimdi neden farklı tepki verdiğini sorguluyor.
Siyasi gözlemciler, bu gelişmenin önümüzdeki günlerde daha da büyüme potansiyeli taşıdığını ve muhalefet partilerinin bu konuyu gündemde tutarak hükümetin iç çelişkilerini sorgulayacağını belirtiyor.
KAYNAK:https://www.yenicaggazetesi.com.tr/